Giriş   
Zaman: 18 Kas 2017 06:31
 
Hukuk
Ana sayfa
Yenilikler
Hukuk programları
İçtihatlar
Hukuk sembolleri
Hukuki veritabanları
Linkler
  YARGITAY HUKUK DAİRELERİ İÇTİHATLARI   
  İçtihat  Seçin:   
 
İçtihat Ara: 
Sıralama:      
Dairesi:                      Önemli İçtihatlar
Kaynak:
Aranan Kelime:
 
Bulunan içtihat: 580 adet
8.HD.
E: 2003/8795 K: 2004/855
17.2.2004
  • MÜDAHALENİN MENİ
  • HUSUMET
      HUMK 39/1 HUMK 39/2 HGK. Kararı - 21.3.1984 tarih ve 1981/4-1103 E., 1984/300 K.


ÖZET:Davacılar, kendilerine zarar veren kuruluşun il temsilciliğini davalı göstererek tarafta değil temsilcide hata yapmışlardır. Bu gibi durumlarda HUMK. 39/1-2 maddesi gereği davacıya davayı gerçek hasıma yöneltip, dava dilekçesinin tebliği için mehil verilmesi gerekir. Bu yapılmaksızın davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:520       Okuma:10677 
7.HD.
E: 2004/3664 K: 2004/4215
22.11.2004
  • KADASTRO TESBİTİNE İTİRAZ
  • MALİKHANESİNİN BOŞ BIRAKILARAK TESBİTİN YAPILMASI
  • DAVA DOSYASININ YENİLENİNCEYE KADAR İŞLEMDEN KALDIRILMASI
  • UYUŞMAZLIĞIN 3402 SAYILI KADASTRO KANUNU HÜKÜMLERİNE GÖRE ÇÖZÜMLENMELİ
  • DELİLLER VE HAKİMİN TAKDİRİ
      3402 SK 5 3402 SK 10 3402 SK 30/2 HUMK 45 HUMK 409


ÖZET:Kadastro tesbitinin yapıldığı günde 2613 sayılı Yasa hükümleri yürürlüktedir. 11.10.1987 gününde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu 2613 ve 766 sayılı Ya¬saları yürürlükten kaldırmıştır. Açıklanan hukuksal olgular dikkate alındığında uyuşmazlığın kadastro mahkemesince çözümlenmeli, 2613 sayılı Yasa uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava birleştirilmen, tesbitin 3402 sa¬yılı Kadastro Kanununun 5 ve 10. maddeleri hükmü Uya¬rınca yapıldığı, bu nedenle somut olayda aynı Yasanın 30/2. maddesi hükmü uygulanmalı, tarafların iddia ve savunmları doğrultusunda deliller toplanarak sonucuna uygun bir şekilde karar verilmelidir.
                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:519       Okuma:14257 
6.HD.
E: 2004/4912 K: 2004/4978
17.6.2004
  • ONALIM DAVASI
  • PAYIN İPTALİ VE TESCİL
      EMK 659 MK 732


ÖZET:Dava konusu taşınmaz için düzenlenen satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmiş olmasına, bu sözleşmeye göre bir inşaat faaliyetinin bulunmamasına, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kat irtifakı da kurulmadığının anlaşılmasına göre, taraflar arasında eylemli bir bölüşmenin varlığından sözedilemez.
                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:518       Okuma:14243 
5.HD.
E: 2003/13643 K: 2004/1342
19.2.2004
  • SATIN ALMA USULÜ
  • TAŞINMAZIN BEDELİNİN TESBİTİ; DAVACI İDARE ADINA TESCİLİ
  • TAŞINMAZ MALİKLERİNİN ADRESLERİNİN ARAŞTIRILMASI
  • İLANEN TEBLİGAT YAPMAK
      KAMULAŞTIRMA K 7 KAMULAŞTIRMA K 8 KAMULAŞTIRMA K 10 KAMULAŞTIRMA K 11 7201 SK 21 7201 SK 22 7201 SK 23 TEBLİGAT TÜZÜĞÜ 28 TEBLİGAT TÜZÜĞÜ 29


ÖZET:2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 8. maddesi, 10. maddesinin ön şartıtır. davacı idare yönünden kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazın tescilini isteme hakkının doğması için, dava konusu taşınmazın maliklerinden taşınmazı satın alma teşebbüsünün sonuçsuz kalması gerekir.
                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:517       Okuma:14043 
4.HD.
E: 2004/9249 K: 2004/10961
4.10.2004
  • HAKSIZ EYLEM NEDENİYLE RÜCUAN TAZMİNAT
  • ZAMANAŞIMI
  • CEZA ZAMANAŞIMI
      TCK 455/2 BK 50 TCK 102/3


ÖZET:Davalının hukuka aykırı eylemi sonucu üçüncü kişilerin uğradığı zararın davacı tarafından ödenmesinden sonra, ödenen miktarın davalıdan rücuan tahsili için açı¬lan davada, tazminata neden olan eylem TCK.nun 455/2 ve 102/3. maddeleri uyarınca 10 yıllık ceza zamanaşımına ta¬bi olduğuna, davacı olayda zarar görenlerin yerine geçmek suretiyle talepte bulunduğuna ve olayda zarar görenler tazminat isteminde bulunurken BK.nun 60. maddesi uyarınca ceza zamanaşımından yararlanabileceklerine göre, eldeki rücuan tazminat davasının da ceza zamanaşımına tabi olması gerekir
                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:516       Okuma:14138 
3.HD.
E: 2004/9625 K: 2004/10945
14.10.2004
  • SÖZLEŞMENİN DEVRİ
  • DEVRALANIN DAVA HAKKI
      BK 259


ÖZET:Sözleşmeyi yüklenen taraf tam olarak girdiği sözleşmenin kendiliğinden tarafı olur. Yüklenen taraf, devreden taraf nasıl hak sahibi ve yükümlü ise, sözleşmenin diğer tarafına karşı aynı şekilde sorumlu ve hak sahibidir. Taraf değişikliğine rağmen sözleşme ilişkisi değişmeksizin devam eder.
                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:515       Okuma:13807 
2.HD.
E: 2004/2832 K: 2004/3909
29.3.2004
  • MAL REJİMİNİN TESBİTİ
  • GÖREVLİ MAHKEME
      MK 206 4787 SK 4/1


ÖZET:1- Medeni Kanunun 206. maddesi; haklı bir sebebin varlığı halinde hakimin eslerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesine karar verilebileceğini hükme bağlamıştır. Mahkemece taraf¬ların delilleri toplanıp, değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
2- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1 maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından (MK. m. 118-494) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını, geçici 1. maddesi de; sonuçlanmamış da¬vaların yetkili ve görevli aile mahkemesine devredileceğini hükme bağlamıştır.

                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:514       Okuma:14002 
1.HD.
E: 2004/1772 K: 2004/2156
3.3.2004
  • HAZİNE TARAFINDAN AÇILAN
  • ELATMANIN ÖNLENMESİ, KAL VE ECRİ MİSİL DAVASI
  • GÖREV
      MK 908 2886 SK 75 Y.HGK. Kararı-2.4.1986 tarih ve 1985/3-150 E., 347 K. s Y.HGK. Kararı-15.11.1985 tarih ve 1984/3-154 E., 913K.S


ÖZET:Hazine tarafından açılan davada elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğiyle birlikte haksız elatma nedeniyle ecrimisil de istendiğine ve mahkemece elatmanın önlenmesi ve kal istekleri kabul edildiğine ve dosya kapsamından idari anlamda alınmış karar, yapılmış bir idari işlem ya da eylem bulunmadığı gibi, komisyon da oluşturulmadığı anlaşıldığına göre; mahkemece ecrimisil yönünden gerekli araştırma ve soruşturmanın tamamlanması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:513       Okuma:13962 
HGK.
E: 2004/4-200 K: 2004/227
14.4.2004
  • MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
  • ISLAH
  • KİSMİ DAVA
      BK 46 HUMK 83 HUMK 87 HUMK 91


ÖZET:Tazminat davalarında zararın miktarının belirlenmesi, tazminatın saptanmasından önceki evrededir.
Değişen ekonomik göstergeler nedeniyle yargılamanın uzamasına bağlı olarak, bu tutar da değişebilecek¬tir.
Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinde vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararın hüküm anına göre belir¬leneceği öngörüldüğünden zararın varlığının değil, tutarı¬nın tazminine kadar ki devrede ekonomik göstergelere bağ¬lı olarak değişebileceği karşısında usul hukuku gereği da¬vacı kısmi dava açma hakkına sahiptir.

                                                    (YKD. ARALIK 2004)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 20:58 Sıra No:512       Okuma:14158 
2.HD.
E: 2005/14462 K: 2005/16847
5.12.2005
  • AİLE MAHKEMESİ
  • GÖREV
      4787 SK 4 MK 118 MK 395


ÖZET:Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (Türk Medeni Kanununun m. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağım hükme bağlamıştır.
Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında; davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre de diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, oybirliğiyle karar verildi. 05.12.2005 (Pzt.)

                                                    (DERLEME)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 16:00 Sıra No:511       Okuma:14000 
12.HD.
E: 2005/18873 K: 2005/22757
21.11.2005
  • MESKENİYET İDDİASI
      İİK 82/12


ÖZET:İİK.nun 82/12. maddesi gereğince, borçlunun (haline münasip) evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki (aile) terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. Mahkemece borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
İİK.nun 82/4. maddesinde ise, borçlunun çiftçi olması halinde kendisinin ve ailesinin geçinmeleri için zorunlu olan ziraat arazisinin haczedilemeyeceği öngörülmüştür. Anılan madde çiftçi olan borçluların geçinmeleri için zorunlu olan ziraat arazisini kapsadığından, borçlunun bu maddeden yararlanabilmesi için (asıl uğraşısının) çiftçilik olması gerekir.
Somut olayda mahkemece mahallinde keşif yapılmadan yukarıda öngörülen kurallar sadece resmi kurumların cevabı ile yetinilerek sonuca gidilmiştir. Haczedilemezlik şikayetini ileri süren borçlunun bu iddiasını kanıtlama yönünde ispat külfeti kendisine aittir. Bu durumda mahkemenin keşif giderlerini yatırmak üzere alacaklı tarafa mehil vermesi açıklanan bu genel kurala aykırıdır. Ayrıca keşif yapılmaksızın ve bilirkişinin görüşüne başvurulmadan İİK.nun 82/4. ve 82/12. maddelerinde yer alan koşulların oluşup oluşmadığının sadece resmi kurumların cevabına göre belirlenmesi de doğru değildir. O halde mahkemece mahallinde keşif yapılması, keşif giderlerinin borçluya yükletilmesi ve her iki konudaki haczedilmezlik şikayetinin yukarıda açıklanan kurallara göre belirlenip değerlendirilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

                                                    (DERLEME)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 16:00 Sıra No:510       Okuma:14476 
18.HD.
E: 2005/7176 K: 2005/9772
10.11.2005
  • ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ
      KMK 10/SON KMK 12 MK 703


ÖZET:Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın paylaştırılması mümkün ise aynen taksimine, aksi halde satılarak bedelinin hisseleri oranında paylaştırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılardan Hüseyin Karaduman duruşmada, dava konusu taşınmazın taraflar arasında fiilen paylaştırıldığını, bu paylaşımın nazara alınması gerektiğini beyan etmiş, mahkemece satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.
Ortaklığın giderilmesi davalarında istek olduğu takdirde asıl olan aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesidir. Yargıtay uygulamalarında, Üzerinde yapı bulunan taşınmazlarda aynen taksim isteminin, paylaşmanın kat mülkiyetine çevrilmesi istemini de kapsadığı kabul edilmektedir. Davalılar aynen taksim istediğine göre öncelikle bu istemin değerlendirilmesi gerekmektedir. Kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz ile ilgili olarak ortaklığın giderilmesi davası açılmışsa ve bu davada paydaşlardan en az bir tanesi taksimin kat mülkiyeti kurularak yapılmasını istemişse, Kat Mülkiyeti Yasasının 10/son maddesi gereğince hakim, o taşınmazın mülkiyetinin aynı yasanın 12.maddesinde yazılı belgelere dayanarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve payların denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar verecektir. Ayrıca Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine uygun olarak ortak taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilmesi için, üzerindeki yapının mimari projesine uygun biçimde tamamlanmış olması ve bağımsız bölümlerin başlı başına kullanmaya elverişli bulunması (Kat Mülkiyeti Kanunu m.l) yapının tümünün kargir olması (Kat Mülkiyeti Kanunu m.50/2) ve her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşmesi, yine 12.maddede yazılı belgelerin (belediyeden onaylı proje, yapı kullanma izin belgesi, noterden onaylı malik listesi, belediyeden onaylı fotoğraf ve yönetim planı) tamamlattırılması gerekmektedir. Bu koşulların gerçekleşmesi durumunda anılan yasanın 10.maddesi gereği Kat Mülkiyetine geçilebilecek açılan davada ortaklık bu yolla giderilebilecektir.
Somut olayda, dava konusu apartmanda 6 adet dükkan ile 4 adet mesken olmak üzere toplam 10 bağımsız bölüm bulunmaktadır. Sözkonusu bina kargir bir binadır. Bu niteliği itibariyle her bir paydaşa en azından birer bağımsız bölüm düşmektedir. Dava konusu taşınmaz bu özellikleri itibariyle Kat Mülkiyeti kurulmasına elverişli bulunmaktadır. Fakat kat mülkiyetine geçiş için bu koşulların varlığı yolunda yukarıda sayılan diğer tüm koşulların da varlığı gerekecektir.. Bu bakımdan öncelikle ana taşınmazın onaylı projesinin veya bu projede sonradan değişiklik yapılmışsa buna dair değişiklik projesinin olup olmadığının araştırılması, yoksa yapının fenne ve imar mevzuatına aykırı olmadığının onay verilebileceğinin saptanması durumunda fili durumunu yansıtan projesinin hazırlattırılıp ilgili İmar Müdürlüğünün onayının ve oturma izin belgesinin alınması, kat mülkiyeti yasasının 12.maddesinde sayılan diğer belgelerin tamamlanması için kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesini isteyen davalı tarafa yetki ve yeterli süre verilmesi, bu hususlar eksiksiz yerine getirildiği takdirde dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün konumu, yüzölçümü ve kullanım amacı göz önünde bulundurulmak suretiyle değerinin tespiti, bu değere göre özgülenecek arsa payı da saptanarak varsa fili taksime göre, olmadığı takdirde çekilecek kur'a ile önce her bir paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra arta kalan bağımsız bölümlerin pay oranları da gözetilerek yine kur'a ile paydaşlara özgülenerek ve gerekiyorsa bedel farkı nedeniyle ödenecek ivaz da belirlenmek suretiyle payların denkleştirilmesi, fotoğraf, malik listesi ve yönetim planı gibi belgeleri paydaşların tanınan süreye rağmen imzalamaktan kaçınmaları halinde bunların da imzalanmış sayılmasına, böylece kat mülkiyetine geçilmek suretiyle ortaklığın giderilmesi gerekmektedir. Bu koşulların oluşmaması halinde ortaklığın satış yolu ile giderilmesi gerekecektir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan konularda hiçbir araştırma yapılmadan dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

                                                    (DERLEME)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 16:00 Sıra No:509       Okuma:14703 
8.HD.
E: 2005/7473 K: 2005/7317
7.11.2005
  • ZİLYETLİKLE KAZANMA
  • KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
      3402 SK 14


ÖZET:Davacı, miras yoluyla intikal, taksim, bağış ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle 110 ada 47, 11 ada 57 ve 133 ada 16 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tutanaklarına göre, 110 ada 47 parsel 20.5.1963 gün ve 44, 57 parsel aynı tarih, 39, 16 parsel 18.4.1963 gün, 136 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak 31.5.1994 tarihinde Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir. Davacı, dava konusu yerlerin kök miras bırakanı Hacı Musa'dan taksimle yakın miras bırakan babası Ali'ye, onunda sağlığındaki bağış ve devri ile kendisine geçtiğini açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava konusu parsellere uygulanan dayanak tapu kayıtları 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilmişlerdir. Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin belirtme tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile sürdürülmüş olması gerekir. 47 parsele uygulanan dayanak tapu kaydına ait belirtmelik dosya arasında bulunmamaktadır. 57 ve 16 parsellerin belirtmeliklerine göre de, başka parsellere uygulanan vergi kayıtlarının miktar fazlası olmaları nedeniyle Hazine adına tespit ve tescil edilen yerlerdir. Belirtme aşamasında nazara alınan vergi kayıtları ve komşu parsellere ait belgeler getirtilip nazara alınmamıştır. Diğer yönden bu tür davalarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Mahkemece tanık dinlenilmeden yerel bilirkişilerin sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. 1932 doğumlu yerel bilirkişi yaşı itibariyle belirtme tarihinden önceki süreyi ve koşulları bilecek yaşta değildir. Diğer yerel bilirkişi ise, 1947 doğumlu olup onunda beyanları yetersizdir. Davacı dilekçesinde tanık deliline dayandığına göre kendisinden tanıklarının sorulması, tanık gösterdiği taktirde yöntemine uygun bir biçimde taşınmaz başında dinlenilmeleri, belirtme tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin, belirtme sırasında nazara alınan belgelere ve komşu parsellere ait belgelere göre kazanmaya engel bir halin bulunup bulunmadığının ayrıntılı olarak araştırılıp belirlenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.11.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

                                                    (DERLEME)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 16:00 Sıra No:508       Okuma:14064 
8.HD.
E: 2005/6181 K: 2005/7361
7.11.2005
  • KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
  • TAKSİM
      3402 SK 14 3402 SK 15


ÖZET:Davacı Hatice Öztürk, davalı ile ortak miras bırakanları (babaları) Mehmet Sezgin'den intikal eden ve taksim edilmeyen Cumhuriyet mahallesi 149 ada 9, 177 ada 70,184 ada 48 ve 53, 155 ada 33, 183 ada 27, 165 ada 54 parseller ile İstiklal mahallesi 244 ada 15, 248 ada 67 ve 280 ada 24 sayılı parsellere ait davalı tapularının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiş, yapılan keşif sırasında 155 ada 33 ve 280 ada 24 parsellerle ilgili davasından feragat etmiştir.
Davalı Muştuk Sezgin, babalarından kalan taşınmazları 1954 yılında taksim ettiklerini, davacıya Handeresi, Kayapmar, Kale, Oğlanpınarı ve Karaimir mevkilerinden yer düştüğünü ve taksime göre kullandıklarını, hatta dava konusu taşınmazlardan 248 ada 67 parselin de davacı tarafından kullanıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; 155 ada 33 ve 280 ada 24 parseller yönünden vazgeçme nedeniyle, diğer parsellerin ise davalıya ait olduğu ve zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava miras yolu ile intikale dayalı miras payının iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Yerel bilirkişiler ve davalı tanığı; dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanları babalarından kaldığını ve 1950'li yıllarda sözlü yapılan taksim sonucu davalıya düştüğünü açıklamaları üzerine, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık hakkında hüküm kurulabilmesi için iddia ve savunmaya ilişkin delillerin eksiksiz olarak toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
1-Davacı 13.10.2003 tarihli dilekçesiyle delil olarak tanıklarım bildirmiş, bu tanıklar mahallinde yapılan keşifte HUMK nun 258 ve 259. maddeleri hükümlerine göre usulüne uygun bir biçimde davet edilip dinlenmemişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesine göre herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri, önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu nedenle davacıya iddiasını ispat hakkı tanınmalıdır. Mahkemenin davacı şahitlerini dinlemeden hüküm kurması doğru değildir.
2- Davalı taşınmazların miras yoluyla intikal ve taksim suretiyle kaldığını, davacıya da bir kısım yerlerin taksimen kaldığım hatta dava konusu taşınmazlardan 248 ada 67 numaralı parselin de davacıya verildiğini, yine davacı adına 177 ada 69,184 ada 35, 328 ada 9 ve 11 numaralı parsellerin miras yoluyla intikal edip, taksimen davacıya geçtiğini savunmuştur. Bu parsellerden 248 ada 67 numaralı parselin davacıya taksimen kaldığını davalı savunmuşsa da halen dosya arasında mevcut tapu kaydına göre bu taşınmaz davalı üzerinde görülmektedir. Davalıya beyanı açıklatılıp 248 ada 67 numaralı parselin davacıya neden intikalinin yapılmadığı üzerinde durulmalıdır.Ayrıca davacı Hatice adına tespit gören 177 ada 69, 184 ada 35, 328 ada 9 ve 11 numaralı parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilip bu parsellerin muris Mehmet Sezgin'den miras yoluyla intikal ve taksim suretiyle kalıp kalmadıkları araştırılıp belirlenmeli, davacı Hatice'nin bu taşınmazların kocasından kaldığına ilişkin iddiası araştırılmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde bulunmamaktadır.
Yukarıda (2) bent halinde açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve kanuna aykırı hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 11,20 YTL peşin harem istek halinde temyiz edene iadesine 07.11.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

                                                    (DERLEME)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 16:00 Sıra No:507       Okuma:14013 
8.HD.
E: 2005/6184 K: 2005/7362
7.11.2005
  • KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
  • ZİLYETLİKLE KAZANMA
      3402 SK 14


ÖZET:Davacı, miras, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenine dayanarak Hazine adına kayıtlı 117 ada 3, 127 ada 6 ve 8 parsellere ait tapu kayıtlarının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş,yargılama sırasında 127 ada 6 parselle ilgili davasından feragat etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 127 ada 6 parsel yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, 127 ada 8 ve 117 ada 3 parseller yönünden davanın kabulüne, Hazine tapularının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm kabul edilen parseller yönünden davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, zilyetlikle kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleştiği ve zilyetlikle kazanmaya engel bir husus bulunmadığı yerel bilirkişi ve tanık beyanları ve uzman bilirkişi raporu ile belirlendiğine göre davalı Hazine temsilcisinin 117 ada 3 parsele yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının reddi ile 117 ada 3 parsel yönünden verilen hükmün ONANMASINA,
2-Dava konusu 127 ada 8 numaralı parsel, 1962 yılında 4753 sayılı Kanuna göre yapılan çalışmalar sırasında S arız ırmağı yatağı ve taşlan alanı içinde kaldığından tevziye tabi tutulmamış ve Hazine adına da belirtilmemiştir. 1962 yılında yapılan tevzi haritasında da ırmak yatağı olarak gösterilmiştir. 17.10.1994 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında da bu yerin 1964 ve 1968 yılları arasında Sarız ırmağının yatak değiştirmesi sonucunda ırmak yatağı ve taşkın alanı dışında kaldığı ve 1970 yılında da Hacı Ali oğlu İsmail ve Ahmet Bayhan tarafından imar-ihya edilerek tarım arazisi haline dönüştürüldüğü ve tespit tarihine kadar bu şekilde kullanıldığı belirlenmiş, tutanağın edinme sütununda bu hususlara işaret edilmiş ancak nehir yatakları zamanaşımıyla kazanılamayacağından dava konusu 127 ada 8 numaralı parsel Hazine adına tespit edilmiş, tutanağın kesinleşmesini müteakip Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Taşınmazın davacı tarafından imar-ihya edildiği kadastro tutanağında yazıldığı gibi dinlenen mahalli bilirkişi ve şahitlerde bu hususu doğrulamışlardır. Ancak dava konusu yerin Sarız ırmağı yatağı niteliğinde bulunup bulunmadığı, bu yatağın aktif olup
olmadığının belirlenmesine ihtiyaç duyurmaktadır. Bu nedenle mahallinde yapılacak keşifte dinlenecek bir jeoloji mühendisi bilirkişiden taşınmazın niteliği sorulup rapor alınması gerekir. Eksik incelemeyle karar verilemez.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve kanuna aykırı hükmün (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 127 ada 8 parsel yönünden HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 07.11.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

                                                    (DERLEME)
  Ekleyen: gencer  16.1.2006 15:59 Sıra No:506       Okuma:14168 

Hukuk İçtihadı Ekle
   
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ... 39
5. sayfa (Toplam 39 sayfa)

KEYWORDS:  içtihatlar, Yargıtay Kararları, Yargıtay Kararları Dergisi, Ceza Genel Kurulu, Hukuk Genel Kurulu, İçtihadı birleştirme kararı, Emsal Karar, temyiz, bozma, Yargılamanın Yenilenmesi, Olağanüstü itiraz, Aleyhe bozma yasağı, ceza, ağır hapis, hapis cezası, Ykd programı, ictihat makrosu,bakale.com,bakalecom,bakale